Hoşgeldiniz 12 Aralık 2018 Çarşamba

Önlemek de, tedavi etmek de mümkün!

10 Mart 2018 | Haberler
ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ ATAKENT HASTANESİ LENFÖDEM MERKEZİ HİZMETE GİRDİ


 Lenfödem, kanser tedavi görmüş her hastanın karşılaşabileceği, ancak birçok hastanın mücadelede yalnız kaldığı, doğru tedaviye ulaşmakta zorlandığı bir sorun. Bununla birlikte tekrarlama riski bulunduğu için, hastalığın etkin bir şekilde tedavi edilmesinin yanında hasta eğitimi de çok büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda, lenfödemi tedavi etmek, önlemeye yönelik çalışmalar yapmak ve bilinirliği artırabilmek amacıyla kurulan Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Lenfödem Merkezi, gerçekleştirilen bir organizasyonla hizmete girdi.

Çoğunlukla kanser tedavisi görenler ve doğuştan lenf sistemi yetersizliği olanlarda ortaya çıkan lenfödem, kanser hastalarının yaklaşık yüzde 15-40’lık bölümünü etkileyen bir sorun. Kronik ve ilerleyici bir durum olmasına rağmen, belirli temel kurallar ve iyi bakımla kontrol altına alınarak hastanın normal ve aktif bir yaşam sürmesi mümkün olabiliyor. Ancak lenfödemle yaşam konusunda asıl önemli problem burada başlıyor. Zira, kanser tedavisi sonrasında karşılaştıkları bu sorun karşısında hastalar doğru tedaviye ulaşmak konusunda zorlanıyor. Hatta yalnız kalıyor...

Bu duruma toplumsal bir katkı sağlayabilmek adına, Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi, uzun zamandır lenfödem konusunda yürüttüğü çalışmaları tek çatı altında toplamak ve hastaların ulaşabileceği doğru bir adres olabilmek için oluşturduğu “Lenfödem Merkezi”ni hizmete açtı. Pembe İzler Derneği’nin de yer aldığı organizasyonda hasta ve hasta yakınları ve sağlık profesyonelleri bir araya geldi.

Lenfödemin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu konusunda farkındalık yaratmak ve yeterince yorulan bedenlerindeki ağırlığı atabilmelerinin mümkün olduğunu gösterebilmek adına moderatörlüğünü yazar ve sunucu İclal Aydın’ın yürüttüğü “Önlemek de, tedavi de mümkün” başlıklı bir de söyleşi düzenlendi. Acıbadem Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Vildan Çerçi’nin konuşmacı olarak katıldığı söyleşide hastalar da deneyimlerini aktardı.

Risk yaşam boyu devam ediyor. Lenfödemin önüne geçmenin çok önemli bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Cihan Uras. “Öyle ki bu sorun, bazen hastaların yaşadıkları kanserlerini bile unutturabiliyor” diyor. Ancak, sorun oluşmadan önlemek mümkün olsa da oluştuktan sonra tedavinin çok daha güçleştiğini söylüyor.

Lenfödem gelişme riskinin lenf bezlerinin alınması ameliyatı geçiren her hasta için ömür boyu devam ettiğinin altını çizen Prof. Dr. Cihan Uras, “Yine de cerrahi sonrasında da yüksek riskli hastaları lenfödemden korumaya yönelik yapılması gerekenler olduğunun unutulmaması gerekiyor. Biz de ülkemizde lenfödem bilinirliliği ve tedavisi konusuna daha kapsamlı ve ciddi yaklaşım amacıyla Meme Cerrahi Kiniğine bağlı Lenfödem Merkezi'ni hayata geçirdik. Burada hem eski lenfödem hastalarını etkin bir şekilde tedavi edebiliyoruz, hem de lenfödem oluşma riski yüksek hastaları tespit ederek, onlara yönelik koruyucu kapsamlı programlar uygulayabiliyoruz” diye konuştu.

Konuşmasında doğru tedavi ve doğru yaklaşımın önemini vurgulayan Prof. Dr. Cihan Uras, “Bu nedenle kurulan merkezde ‘lenf ödem merkezi’ adını koyabilmekten ziyade altını doldurabilmek önem taşıyor. Yani, güçlü bir ekip ve altyapı olmadığı sürece merkezin başarıya ulaşması zor. Bizim merkezimizin bu anlamda oldukça güçlü bir altyapıya sahip olduğunun da altını çizmek isterim” dedi.

Yeni cerrahi yaklaşımlarla risk azaltılıyor. Lenf ödem tablosunun en sık meme kanseri tedavisi sonrası ortaya çıktığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, bu hastalarda koltukaltı lenf düğümlerinin alınması ve radyoterapi uygulamaları sonrasında ameliyatlı tarafta lenfödem gelişebildiğine işaret etti. Bu sorunla karşılaşmamak ve riski en aza indirmek son yıllarda meme kanseri cerrahisinde lenf düğümlerini mümkün olduğunca almamaya çalışıldığı bir yaklaşım izlediklerini anlatan Prof. Dr. Cihan Uras, “Bunun için özel teknikler kullanıyoruz, hatta öncesinde kemoterapi uygulayıp lenf düğümlerini tümörden temizleyip, cerrahi sırasında lenfatik sistemi korumaya çalışıyoruz. Ancak lenfödem ilerleyici bir süreç. Bu hastaların kaliteli bir yaşam sürmeleri için mutlaka lenf ödem okulunda eğitim alınması gerekiyor” diye konuştu.

“Çok kapsamlı bir eğitim, araştırma merkezi olacak” Lenfödem Merkezi’nde, kanser cerrahisi ve tedavisi görmüş her hastayı eğitip farkındalık yaratmak lenf ödemin ortaya çıkmasını önlemek için hasta eğitim odaklı çalışmaların yanısıra; Kanser dışında doğuştan lenfödem vakalarını erken tespit etmek, meme kanseri dışındaki genital ve prostat kanserleri sonrası oluşabilecek bacak ödemlerinin önlenmesine yönelik ciddi bilimsel çalışmaların da yürütülmesi planlanıyor. Ayrıca, ‘lenfödemin doğru tedavi edildiğinde kontrol edilebilir bir durum’ olduğunu anlatabilmek için sağlık profesyonellerine yönelik de organizasyonların gerçekleştirilmesinin planlandığını söyleyen Dr. Vildan Çerçi, bu doğrultuda merkezin lenfödem konusunda birçok ilke öncülük edeceğine inandığını söyledi.

Korumak en iyi tedavidir. Memenin tamamı veya kısmen alınması, koltukaltı lenf nodlarının kısmen veya tamamen alınması, alt karın bölgesine cerrahi uygulanması, kasıktaki lenf düğümlerinin alınması ve tüm bu bölgelere radyoterapi uygulanması gibi lenf nodları ve yollarını etkileyen her türlü cerrahi tedavi veya radyoterapi görmüş kişiler lenfödem riski taşıyor. Bunun ömür boyu devam edecek bir risk olduğunu hatırlatan Dr. Vildan Çerçi, “Dolayısıyla cerrahi öncesinde riskler konusunda hastanın bilgilendirilmesi çok önemli. Çünkü bu riskleri en aza indirmek ve lenfödem oluşmadan bir yaşam sürmenin mümkün olduğunu hastanın bilmesi gerekiyor. Maalesef bu durum hakkında hala hastalara yeterince bilgi verilemiyor. Sadece ‘koluna dikkat et demek’ yeterli olmuyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri lenfödemin hastanın hayatının ne kadar olumsuz etkilendiğinin tam olarak farkına varılamamasıdır” diyor. Dolayısıyla merkezin ana hedefinin var olan lenfödemi etkin bir şekilde tedavi etmenin yanında, önlemeye yönelik çalışmalar yapmak ve bunun bilinirliliğini artırmak olduğuna işaret ediyor.

El emeği ürünlerle Pembe İzler’e destek. Hasta ve hasta yakınları ve sağlık profesyonellerinin yanı sıra meme kanseri konusundaki sosyal sorumluluk çalışmalarıyla dikkat çeken Pembe İzler Derneği’nin de yer aldığı organizasyonda bir sosyal sorumluluk projesine de imza atıldı. Onkoloji hastaları ve onkoloji hemşireleri ile lenf ödem ekibi tarafından hazırlanan el emeği ürünler kurulacak olan kermeste Pembe İzler Derneği yararına satışa sunuldu.

------------------- KUTU: LENFÖDEM HASTALARI ANLATIYOR ------------------------

Gülden Eruzun

“Doğru tedaviyle kısa zamanda sorun çözüldü” “Geçmiş yıllarda annem ve ablam meme kanseri geçirmişti ve bu nedenle riskli grupta olduğumu bilmeme rağmen ne yazık ki kontrollerimi ihmal ediyordum. 2016 yılındaki yaptırdığım kontroller sırasında 64 yaşımdayken aslında istenmeyen ama beklenen tanıyla karşı karşı kaldım. Sol mememde tümör tespit edildi ve hemen ameliyat oldum. Neyse ki tümör agresif değildi ve henüz birinci evredeydi. Hasta bölgeyle birlikte lenf bezleri de alındı. Ameliyat sonrasında ise 33 seans radyoterapi gördüm. Sonrasında rutin kontrollerim başladı. Ama ameliyatın üzerinden yaklaşık 9 ay geçtikten sonra mememin giderek sertleşmeye başladığını hissettim. Kolumda da şişliğin artması üzerine onkoloğum lenfödem yaşadığımı ve bu nedenle tedavi görmem gerektiğini söyleyerek Dr. Vildan Çerçi’ye yönlendirdi. Geçtiğimiz Aralık ayında tedaviye başladık. 15 seanslık fizik tedavi sonrasında kolumdaki şişlik indi. Aynı zamanda kendi kendime yapmam gereken masaj ve egzersizleri de öğrendim. Şu anda bandaj kullanıyorum ama egzersizlerime de devam ediyorum.”

------------------- KUTU: LENFÖDEM HASTALARI ANLATIYOR ------------------------

Lale Gürman

“Çözüm arayışlarıyla geçen zorlu yıllar” “Yaklaşık 15 yıl önce rahimdeki iyi huylu bir tümör cerrahi olarak alındı. Ameliyat sonrasında 5-6 yıl sorunsuzdu. Ancak sonrasında sol ayağımda başlayan şişlik benim hayatımı çok ciddi etkiledi. Bu konuda birçok merkeze ve farklı uzmana başvurdum. Yapılan değerlendirmeler sonunda lenfödem tanısı konuldu. Fakat bana sorunun çözümü olmadığını söylediler. Bundan sonraki dönemde şişliğin önüne geçmek ve sıkıntılarımı sonlandırmak için; bacağımı eczanede yaptırdığım kurşun suyunda ıslatmaktan, masaj salonlarında haftalarımı geçirmeye, basınç makinesi tedavisinden, evde masör eşliğinde lenfödem mesajına kadar duyduğum her şeyi yaptım. Ama kısa dönemli iyileşmelerin dışında hiçbir sonuç alamadım. Ta ki Dr. Vildan Çerçi ile tanışana kadar. Yaklaşık 4 yıl önce başladığım tedavimle bacağımda inanılmaz farklılaşmalar ve düzelmeler oldu. Üstelik bu konuda birçok şey öğrendim. Kendisine şükran borçluyum.”